10 Mart 2011 Perşembe

Kapitalist Sevdalar


Kapitalist Sevdalarda bir erkek
Çoğu zaman bir süs köpeği…
Kimi zaman bir zekâ küpü…
Kimi zaman farklılık abidesi…

Kapitalist Sevdalarda bir kadın
Çoğu zaman bir güzellik aynası…
Kimi zaman bir duygusal zekâ…
Kimi zaman bir seks objesi…

Kapitalist Sevdalarda bir ilgi
Çoğu zaman bir güzelliğe eğilim…
Kimi zaman bir korkuya teslim…
Kimi zaman yalnızlıktan kaçış…

Kapitalist Sevdalarda bir sevgi
Çoğu zaman alakaya eğilim…
Kimi zaman şefkatli bir acıma…
Kimi zaman afakî bir varış…

Kapitalist Sevdalarda bir sevda
Çoğu zaman bir sevginin devamı…
Kimi zaman edalı bir bakış…
Kimi zaman batıl bir inanış…

Kapitalist Sevdalarda bir aşk
Çoğu zaman yalancı bir inanış…
Kimi zaman nesli tükenmiş duygu…
Kimi zaman ıskalanmış bir hedef…

Oysa aşk her zaman
Tek hedefi buluş,
“O bir”de varoluş…

Sefa Alemdaroğulları

Kayıp Şehrin Şehzadesi


Şiir, şehir ve şehzade
Bir dans, dam ve kavalye
Yılların şarkısı altın plakla
Çalınırken ve arsız gülüşü prensesin...

Şehzadenin başı döner de
Bir an için yıkılır tahtına.
Bir rüya görünür gerçek,
Dururken gerçek.

Serseriler sarmıştır dört bir yanını,
Ellerinde meyler,
Görelim mevla neyler...

Şarapları dökülür de yerlere
Haberleri olmaz,
İçtikleri şaraplar hediyedir devlere
Haberleri olmaz...

Şehzade gafildir,
Ölümsüzlük iksiridir meyler,
Aklından geçmese de, sanar ya...

Bir danstır sarhoşların raksı
Yamyamların dansı gibi
Makamsız, mekansız
Dans ederler müzikle, müziksiz...

Ne güzel der şehzade,
Duyduğu herşeye,
Duymak güzel olsa da
Duyduğuna olunca hürmeti...

Sarhoş bir nutuk atar:
Bu mey pırlantadır,
Şarap ölümsüzlüğe gider,
Bu dans sonsuzdan gelir,
Bu ses ilahi sestir.

Şehzade inanır,
Tek gerçek olan rüyanın yerine
Mutlak fani olan
Rüyanın gerçekliğine...

Uyanır şehzade,
Tüm gerçeklik üşüşür de beynine
Acaba kelamı silinir lügatından
Şehrine uyanır, sıcak...

Sefa Alemdaroğulları 21/03/2009 03:30

Perakende Sevdalar


Yoldayım,
Her zamanki gibi
Heybem gitmelerle dolu...
Damarda tek bir soru:
Kim seçti ki bu yolu?
Ve kim seçti ki beni?

Anladım, bu yol sevginin yolu
Ama kim dedi ki doğru yol bu?

Bir çocuk,
Elinde boya sandığı,
Bir çocuk,
Yüreğinde sevdası,
Ve bir çocuk,
Ve elinde zenginlik alameti,
Ve bir çocuk,
Ve yüreğinde sevdası,
Ki bir çocuk,
Ki yolunda ne olursa olsun,
Ki bir çocuk,
Ki heybesi gelmelerle dolu...

Erkek bağırdı dişiye...
Bir gönülde patlama,
Bir gönülde korku,
Bir gönülde de isyan,
Sessiz çığlığı diyor:
"Yok mu sesimi duyan?"
Ve bir gitme önünde yol oluyor...
Ve gidiyor öylece,
Artık heybesine doluşmuştur gitmeler...

Dün bir gönül gördüm,
Yari sarılmıştı...
Ve işte başka bir gönül,
Yare darılmış...
Sorulsa yüreklere, alınsa cevap,
Ne derler kim bilir?
Neler söylerler?
Bir der...Benim yarim bir...
Öteki der... Bendeki de bir...
Bir der... Kovdu beni bu yoldan...
Öteki der... Kendi çekti gitti...

Heybelerde gitmeler,
Heybelerde gelmeler...
İşte budur yollardaki
Perakende sevdalar...

Sefa Alemdaroğulları

Bu ben de bir insandır...


Bir gün bu ben için ağla...
Olmaz mı?
Bu ben de bir insandır,
Unutma sakın...

Sevdaların yaratıldığı günden beridir,
Her işkenceye katlanmıştır yüreği...
Derdini kendi söylemiştir aya, yıldıza...
Her gün aynı dilenci haliyle,
Acınası durumu ona yük olmamıştır.
Tek tarafa yüklenen aşkı belini bükmemiştir.
Her ne kadar mantıksızsa sevgisi,
Ne kadar isabetsizse,
Ne kadar zorsa kavuşması,
Ne kadar yorgunsa yüreği...
İşte o kadar haketmiştir sendeki sevgiyi...
Bir gün bu ben için ağla...
Olmaz mı?
Bu ben de bir insandır,
Unutma sakın...

Tüm şarkılar senin için yazılmıştır onda
Ve tüm şiirler...
Yakamoz sensindir ,
Deniz kabukları sen...
Çıkmaz sokaklar bile sana çıkar onda
Korkuları sensindir, sevinçleri olduğun kadar...
Dermanı sensindir, bilmesen de derdini...
Bütün aşklar onda sahtedir, sana duyulmayan...
Sensindir, zaten, onda var olan...
Kimbilir belki birgün,
Sen de anlarsın,
Onda ki seni,bendeki beni...
Bir gün bu ben için ağla...
Olmaz mı?
Bu ben de bir insandır,
Unutma sakın...

Ağlamak seni senden ona götürür...
Birden heryer bayram olur onun için...
Kuralına göre oynamalısın oyunu...
Söyleyemezsin ağlayarak geldiğini...
Bilir de senin ağladığını,
Tüm sevinci uçar gider...
Kalır geride bir ben senden öte...
Ben olur bende, benden ziyade...
Bir gün bu ben için ağla...
Olmaz mı?
Bu ben de bir insandır,
Unutma sakın...

Sefa Alemdaroğulları

Damlaların Dilemması


Bir damla siyaha düştü,
Bir damla da beyaza...
Ve bir damla da
Maviye düştü...

Dilimde bir damla,
Gözümde bir damla,
Gönlümde bir damla,
-kan kırmızı-
Aklımda bir damla,
Üstünde bin bir dilemma...

Sefa Alemdaroğulları

Sevmenin Bedeli


Sevmek nedir?

Su içmek mi?
Nefes almak mı?
Gülü sevmek mi?
Dikene katlanmak mı?
Anlatmak mı?
Anlaşmak mı?
Aramak mı?
Bulmak mı?
Var olmak mı?
Yok olmak mı?
Sen mi?
Ben mi?
Kolay mı?
Zor mu?
Aşina mı?
Nadide mi?
Leyla mı?
Mecnun mu?
İyi mi?
Kötü mü?
Ödül mü?
Ceza mı?
Hakikat mı?
Yalan mı?
Bilinen mi?
Bilinmeyen mi?
Övgü mü?
Hakaret mi?
Sefa mı?
Cefa mı?

Sefa Alemdaroğulları

Seviyorum Ey Yar!


Uyanmayı özlediğim seher vakitlerinden biridir
Seni sayıkladığım her kalp atışında...
Bir müzik açtım kalbimin en derinlerinden duyduğum,
Ve bir sessizlikti, huzurunda boğulduğum...
Hatıranı saplanmış hançer gibi sinemde taşırken,
Güneşin doğuşunu bekleyen ay çiçeği gibi,
Güneşin doğuşunu bekliyorum...

Sen diyorum ey yar, her dönüşüne günün...
Hesabı yok gönlümde, ne yarının ne dünün...

Derin derin, sensizliği soluyorum
Seni sayıkladığım her kalp atışında...
Bir şarkı tutturmuşum notaları ağlayan,
Saplanmış hançer gibi, yüreğimi dağlayan...
Kırkikindi yağmurlarıyla ellerimi sularken,
Nisan yağmurlarını bekleyen aşıklar gibi,
Nisan yağmurlarını bekliyorum...

Sen diyorum ey yar, Nisan yağmurlarında...
Hesabı yok gönlümde, yağmurun da karın da...

Kavuşacağım günün hayallerini kuruyorum
Seni sayıkladığım her kalp atışında...
Kırmızı güller sermeliydim gelirken yollarına,
Ve düşüp bayılmalı, sarılmadan kollarına...
Kırmızı gülleri hayalimde yollarına dökerken,
Bayramları bekleyen çocuklar gibi,
Bayramları bekliyorum...

Sen diyorum ey yar, bayramında yasında...
Hesabı yok gönlümde, şekerin de yaşın da...

Dibi olmayan, sıcak bir kuyuya düşüyorum
Seni sayıkladığım her kalp atışında...
Alevlerle boğuşmaktan habersiz bir neyim,
Cehennem çukurundayım, inleyim dinleyim...
Alevlerin harareti yüreğimi yakarken,
Rüzgarları bekleyen yel değirmenleri gibi,
Rüzgarları bekliyorum...

Sen diyorum ey yar,rüzgarında narında...
Hesabı yok gönlümde, serinin de harın da...

Unutulmuş bir şairim, şiirim sensin,
Seni sayıkladığım her kalp atışında...
Kalbimde sayıklarım sessizce yadını,
Ne kafiye ne uyak, saymazsak adını...
"Sen! Sen!" diye adını ruhumla zikrederken,
Azraili bekleyen ölümlü ruhlar gibi,
Azraili bekliyorum...

Sen diyorum ey yar, yokluğunda varında...
Hesabı yok gönlümde, ölümün de narın da...

Sen diyorum ey yar! Güneşim sensin...
Sen diyorum ey yar! Yağmurum sensin...
Sen diyorum ey yar! Bayramım sensin...
Sen diyorum ey yar! Rüzgarım sensin...
Seviyorum seni, ölümüm sensin...
Seviyorum ey yar! "Gel!" desem gelir misin?

Sefa Alemdaroğulları

Sevdadan Sevmeye


Gitmeliyim.

Ne kadar seversem seveyim,
Ne derse desin gitmeliyim.
Ben bugün için doğdum.
Gitmeliyim.

Gitme dur dese de,
Gözyaşını görsem de,
Pişman olacağımdan emin olsam da,
Gitmeliyim.

Bilinmezler ülkesinin ilelebet yolcusuyum.
Ve yalnızlığımın ezeli hancısıyım.
Ruhumun her köşesi savaşırken maddeyle,
Deliler kervanı göz kırparken samimi,
İdenin altında ezilirken, bulup ta,
Riyayı taşırken,
Gafletle gurur yaparken handa,
Belli belirsiz hayatı kucaklarken günahla,
Gitmeliyim…

Bir sebebi var elbet, ısrarımın yokluğuma…
İtiraz ediyorum, açlığıma, tokluğuma…
Günah diye inleyen şu enede bir mabet,
Ağlıyor ama bilmez. Nedir bundaki hikmet?
Gitmeliyim…

Madde dedikleri alaycı gülümseme,
Her gözümü yumuşumda belli belirsiz,
Manayla soluk almak dururken,
Yalancı maddeci sevgiler,
Günlük güneşlik.
Gitmeliyim…

Sevmeyi buldum ben duramam artık,
Beyaz değil tarif edeyim,
Siyah ta değil, hafif değil,
Ağır da değil, ucuz değil, pahalı da değil,
Ortası da değil,
Sevmeyi buldum ben,
Gitmeliyim…

Sefa Alemdaroğulları

Sorguya Uyanış ya da Uyanmanın Sorgusu


Bedelli askerlikle geçen bir ömür
Ne kadar daha bu elem sürer?
Sevilmenin yokluğunda nedir bu iltifat?
Bu yalnız saltanatın tebaası kim?

Beşikten doğduğum güne kadar öncesi,
Ve senden ölümüme giden bu yol
Tıpkısının aynısı...

Şimdi bir zil çalsa da ders bitti dese sıradaşım
Bana tüm sırlarımı hatırlatsa sırdaşım
Matemimi çevirsem sihirli bir çubukla,
Ya da en kadim bir ayet ile,
En güzel yıllarımdan kalan bir sırıtışa...

Sefa Alemdaroğulları

Sadakat


Gözlerinden üç damla yaş
Yeter eritmeye tüm günahlarını...
İster ben olayım affedicin,
İstersen Allah...
Sadakate hangi izm dokunabilir,
Hakikat değilse nedir merhamet?

Sefa Alemdaroğulları

Sevmenin Yeri


Sevmek nerededir?

Sende mi?
Bende mi?
Gökte mi?
Yerde mi?
Aydınlıkta mı?
Karanlıkta mı?
Gerçekte mi?
Hayalde mi?
Manada mı?
Maddede mi?
Çokta mı?
Azda mı?
Siyahta mı?
Beyazda mı?
Zıtlıkta mı?
Birlikte mi?
Farklılıkta mı?
Benzerlikte mi?
Ölümde mi?
Hayatta mı?
Yakında mı?
Uzakta mı?
Kaderde mi?
Kabulde mi?
Soruda mı?
Cevapta mı?
Gözde mi?
Gönülde mi?
Sefada mı?
Cefada mı?

Sefa Alemdaroğulları

Sessiz Mutluluk


Dertler ve
Sonsuz sürerlilik
Korkusu,
Yaygara etmenin
Gelmeyen tam sırası,
Gönülde hicransı bir
Sevilmeme yarası,
Dermanın son nefesi,
Kurtuluşun
Beklenemez gelişi,
Yaranın
İzinin gözlenemez kalışı,
Bir gün ölmek gibi ölmek,
Mutluluğun yokluğunda
Ümidin bitişi...
gibi
Seni sevmek

Uçmak ama
Bir kelebek gibi
Aylak aylak...
Yüzmek ama
Bir balina gibi
Ağır ağır...
Koşmak ama
Bir köpek gibi
Deli dolu...
Kalmak ama
Bir karınca gibi
Manasız...
Ağlamak
Bir çocuk gibi
Egoist...
gibi
Seni sevmek.

Sefa Alemdaroğulları

Beni Gömdüğünüz Gün


Beni gömdüğünüz gündü,
Kardelenler yeni yeni çıkmışlardı
Bembeyaz yorganlarının altından.
Ankara'nın soğuğu kapıyı çalıyordu.
Duyuyordum...

Üstüme çakıl taşlarını dökerken anlamıştım,
Yalnızlıklara yolculuğumun başladığını.
Ellerinizden zehir olsa içerdim ama
Bu kimsesizlik sizinle mi çullanacaktı üstüme?
Çok kırılmıştım...

Beni kefene sardığınızda ellerim ağırıyordu.
O gün alkışlamıştım her birinizi tek tek.
Gözyaşlarınızı akıttığınız omzumu
O gün sarmıştım ellerimle sımsıkı.
Üşümüştüm çünkü...

Tabutumu açtığınızda anlamıştınız,
Ne kadar yalnız olduğumu.
Gözlerinizden akmasını ummadığım yaşlar dökülüyordu.
Benim için olması beklenemezdi,
Değildi de zaten...

Beni gömdüğünüz çukurdu,
Sizi içine çektiğim.
Göz yaşlarınız o yüzdendi.
Bana değil, yalnızlığıma ağlıyordunuz.
Çok acıklıydı durum,
Benden daha değerli...

Beni gömdüğünüz gündü,
Ölmüştüm o gün.
Siz gömdükten hemen sonra.
Daha ayak sesleriniz kesilmemişti.
Adımı sayıklayan bir kaç kişi vardı.
Beni gömdüğünüz gündü,
Ölmüştüm o gün...

Sefa Alemdaroğulları 14/11/2009 05:15 62. Yurt 403

İki Mısra Bir Mana


Hep ölmek istedim
Yaşarken seninle
Ama sensiz
Şimdi giderken ölüme
Bir umut taşıyacağım kalbimde
Yaşamayı başarıp
Yeniden seveceğim seni

Reddediyorum seni
Sevmemeyi
Aklım almıyor
Sensizliği
Reddediyorum

Kimi zaman sayıklarken
Buluyordum kendimi
Kaybettiğim yerde
Sen vardın hep
Sanıyordum
Sevmeyeceksin
Biliyordum

İşte gidiyorum
Ölüme, yokluğa
Başka bir ben daha kurban edeceğim
Sana
Geri döneceğim sonra
Bambaşka bir ben olarak
Ölümüne seveceğim seni
Bir eskisi gibi...

Sefa Alemdaroğulları 27/12/2009 08:42

Başkasının Dilinden


Güneşten hemen sonra doğuyorum hergün
Her gün yeni bir başlangıç en tazesinden
Pencereden giren serin havanın sözleri bir yudum abı hayat
Kendine güvenmenin doruk noktası
Hayat en seveceninden göz kırpıyor
Yüzümde sabah güneşinden çaldığım tebessüm
Sesimin çıktığı kadar olmanın verdiği mutluluk
Aldığım nefesi hak ediyor olmam ne güzel
Sevdiklerimin tamamı bir adımlık yoldaysa
Gitmekte de cömert davranıyorsam
Daha ne isterim hayatta?

Gönüllü yaşamak bir ömür boyu
Aldığın nefesin yüz ölçümü kadar olsa bile
Sevginin en tahrik edici busesi
Yeşil şapka ve bembeyaz konak
Bahçeye ilk adım gül kokusuyla
Patika yol biter de bitmez mutluluk
Bisiklet kırmızı yollar hep yokuş
Zorlaştıkça çevirmesi pedalı
Azmin artmasıyla usancın yıkılışı
Kötü kedi Şerafettin tadında
Yaramaz davranma iştiyakı
Sevdiklerime nazımın geçmesi ne güzel
Her muzipliği gönül rahatlığıyla yapıyorsam
Ya da hiç bilmemişsem insanları kırmayı
Başaramamışsam
Daha ne isterim hayatta?

Sefa Alemdaroğulları 09/02/2010 08:00

Gittiğin Gün


Gittiğin gün yarım kaldı herşey
Hasretim bugünden daha azametli
Sevgim büyüdü de büyüdü
Bugünden daha azametli

Özlediğim zamanlardan kalma bir tebessüm
Gözlerinde bir kaç damla yaş
Her damlası bir kara delik ağırlığında
Bir kaç damla yaş

Zaman doldu, Haziran'dı, doğum günümdü
Yüreğimde sen vardın bir tek
Dönüm dönüm sevgi ekmiştim
Sen vardın bir tek

Demlenmiş bir çayın ilk yudumuydun
Kalbimde en ağırından ayrılık
Sessizce mi gittin yoksa sarıldık mı?
En ağırından ayrılık

En son senden ayrıldım ben
Sonrası yoktu, yoktun, yoktum.
Ölümü hatırladın mı?
Yoktum...

Gittiğin gün yarım kaldı herşey
Sonra bir yalnızlıktı üstüme çullandı
Sevmek intikamını alıyordu
Üstüme çullandı

Üstüme üstüme gelen sensizlik
Beni yakalamadan gitmiştim
Sen o günü bekliyordun
Gitmiştim

Leyla'nın Mecnun'u bulduğu yerdeydim
Görmeyen gözlerimle sana bakıyordum
Sen o günü beklerken
Sana bakıyordum

Ölümün kaçıncısını yaşadım
Üç ay önce, üç ay sonra
Ben bittim, sen gittin
Üç ay sonra

Rakip oldum herşeyle
Sana benden yakın
Hepsine yenildim bende
Benden yakın

Eskici kapının önünden geçiyordu
Elimde son hatıranla seslendim
Kırık bir kalp hiç para etmez dedi
Hatıranla seslendim

Niçin diye sormuyordum
Hiç hak etmedim seni sevmeyi
Yolda buldum büyük ikramiyeli bileti
Seni sevmeyi...

Sefa Alemdaroğulları 10 Aralık 2009 13:56

Özgürlük Kandırmacası


Özgürüm, özgürsün, özgür
Dokunma tercihlerime
Yanlışsa benim yanlışım
Hataysa benim
Ben inandıktan sonra
Özgürüm.
Dokunma.

Canımın istediğini yaparım
Ben ne dersem o.
İstediklerim seni rahatsız mı etti?
Etsin, banane.
Dokunma tercihlerime
Özgürüm.

Sığ düşünüyorsam benim sığım bu.
İhtiyaç duymuyorsam duymalı mıyım?
Anlamıyorsam beni düşündüğünü
Benden akıllı olsan banane?
Kendi doğrularımla yaşıyorum ben
Özgürüm,
Dokunma.

Tutsaklık, hissettirmiyorsa kendini
Özgürlüğün tutsağıyım diyorsan
Bilmiyorsam bir şeyi ve bilinmesi gerekliliğini
Sonunda kaybedeceksem
Zaten hiç kazanmadıklarımı
Boş bir hayat yaşamışsam,
Sanane
Özgürüm
Dokunma.

Ahlaksız mı diyorsun bana?
Saygısız mı?
Beklemekteyim diyorsan vermediklerimi
Bencilsem, bilmediğimden de çok
Sevmiyorsam mesela seni, istediğin gibi
Banane! Özgürüm işte.

Nefsine tutsak olmak diyorsun,
Bense nefsimi bilmiyorum bile
Sen ruhtan bahsediyorsun ama
İnandığımı kim söyledi buna?
Sus!
Kafiyeli konuşma bana.
Ben kafiyeli konuşuyorsam
Sanane!
Özgürüm işte.

Bir gün gelecek
Pişman olacağım
Diyorsan anla
Ben bugün için doğdum.
Bencilliğin Allah'ını buldum
Sen kendi doğrularınla hesaplama beni
Abaküsle yaşıyorum.
Banane...
Özgürüm işte,
Dokunma.

Hayatın sırlarıymış, çözmüşsün hep
Yaptığım yanlışları görüyorsun hep
Bir takım tutmak gibi tutuyorsam değerleri
Yanlış değil diye düşünüyorum.
Ben böyle inanıyorum!
Sanane!
Dokunma
Özgürlüğüme...

Sefa Alemdaroğulları 02/04/2010 Cuma 09:00

Aldanışlar Silsilesi


Güvenmek Allah'ına kadar,
Güzel de, hiç gerek yok...
Ölmek bir sevgi uğruna,
Özel de, hiç gerek yok...
Zehirlemek bütün hakikatleri,
Zevkli de, hiç gerek yok...
Delirmek en sonunda aşk için,
Derman da, hiç gerek yok...
En iyisi öldürmek sevdiğini,
Efdal de, çok emek çok...

Sevmek mantıksız bir his,
Sevme de. Hiç gerek yok...
Eskiler eskide kalsın,
Eski de. Hiç gerek yok...
Feda etme gençliğini,
Fena de. Hiç gerek yok...
Aşk inanılmaz bir varış,
Aldan da. Çok emek çok...

Sefa Alemdaroğulları 26/03/2010 Cuma 03:25

1. Damla

Artık gemimin arkasına bakmıyorum
Geçip giden kasırgaya bakmak
Yeniden içine girmeme neden olacak gibi geliyor
Bir yandan da kaynağı belirsiz
Bir kendinden eminlik duygusu
O kasırga gitti, bu aşk bitti diyor...

Sefa Alemdaroğulları


2. Damla


Artık bir yerden başlamak gerekti
Tutmak lazımdı hayatın ucundan umutla
Kendimden başladım ve ilk önce seni sildim kelimelerimden
Öyle olunca ben değil
Hayat benden umutla tuttu
Bırakmazcasına

Şimdi bu sıralar
Unuttuğum seni ve sildiğim seni yazıyorum
Ama bil ki bir gün gelecek
Unutulmuşluğun bile yer almayacak
Bu gönül damlalarımda...

Sefa Alemdaroğulları

Eski Bir Damla


-Göz Yaşlarım-
Geceleri bir zindandır,
Yüreğim de kilidi kapısının...
Gözyaşlarımı yüreğime akıtıyorum,
Erisin diye...

Kimi zaman gecelerden taşıyor göz yaşlarım
Yanağımda bir ıslaklık bitiyor,
Ve kulağımda
Lodostan kalma bir uğultu.

Gecelerde eksilmeyen tek şey
Sevgilinin gözleri...
Ve ben
Kimbilir
O gözlerde
Daha kaç kere boğulacağım...

Sefa Alemdaroğulları

Bir Yudum Damla


Hani var ya
Yani anladıkça aşkın kıymetini
Kendimden geçiyorum...
Bir duble içkiyle sarhoş olmuş Mecnun gibi
Bir yudum sevgiyle seni arıyorum.
İçmez misin?

Hayat paylaşıldıkça güzelleşir,
Sevgiler de paylaşıldıkça artar.
Bir yudum sevgiyle seni arıyorum.
İçmez misin?

Sefa Alemdaroğulları

Cumartesi Damlası


Bu gece yine yalnızım bir köşede...
Baktığım her yerde sensizlik var.
Yokluğun bir bütünlük içimde,
Alıştım sensiz bu çöle...

Sefa Alemdaroğulları

Yağmur Damlaları


Bugün yine seni andım,
Çünkü yine üstüme çullandı yağmur damlaları...

Bilirsin,
Ben yağmurlu günlerde seni sayıklardım.
Her yağmur tanesine seni haykırırdım...

Bugün bambaşkaydı damlalar,
Bugün roller değişmişti...

Ve bundan sonra hep böyle olacak,
Ve üstüme çullanan bütün yağmur damlaları
Bana seni haykıracak.

Bilirsin,
Ben yağmur damlalarında bulurdum seni...
Haydi,
At şu şemsiyeni...
Sen de yağmur damlalarında ara beni...

Sefa Alemdaroğulları

Yürek Damlası


Damladı mı yüreğin bir tabut üstüne?
Yalancı kokusuz çiçekler açtı mı sevdiğin insanın üstünde?
Okkalı bir çığlık attın mı hiç?
Hiç ödün patladı mı ya da anladın mı ne demek olduğunu korkunun?
Hiç üstüne gittin mi bir bıçağın?
Bir ümit besledin mi belki dönerim diye?

Hiç sessizce ağladın mı bir köşede?
Sonsuza gitmeyi düşündün mü?
Ya da dua ettin mi ellerini kaldırıp?
Gözyaşı döktün mü sevdiğin için?

Sorma bana şimdi neredeyim.
Sorma ne haldeyim.
Belki ben hayatın tepesindeyim.
Seni orada beklemekteyim.

Sefa Alemdaroğulları

Aynadaki Damla


Al eline bir kalem,
Aynanın karşısına geç.
Yaz
Gördüğün
Bütün
Güzelliği...

Sefa Alemdaroğulları

Damlayan Beyitler - 1


Gönlüme damlamak senin kaderin,
Gönülden ağlamak benim kaderim.

Sefa Alemdaroğulları

Damlayan Beyitler - 2


Düş selime damlayan her damlada sen
Varken kurtulamam ben düşün selinden.

Sefa Alemdaroğulları

Damlayan Beyitler - 3


Asırlardır beklerim bir damlayı
-----sel olup akmak için
Sen olmayan damla kölesidir
-----yokun, hiçin...

Sefa Alemdaroğulları

Damlayan Beyitler - 4


Aklımı ben damlayla bozmuşum,
Her damlaya gönlümü yazmışım.

Sefa Alemdaroğulları

Damlayan Beyitler - 5


Bir damlaydın gönlümde sen,
-----------buluttan habersiz.
Denizden, gölden habersiz;
-----------papatya, gülden habersiz...

Sefa Alemdaroğulları

Damlayan Beyitler - 6


Bir araya geldi bin bir damla,
Eyledi aşkı gönülde gamla...

Sefa Alemdaroğulları

Daha Kötü


Her nefes daha kötü olacaksa hep
Nedir bu elemi sürdürmeye sebep?
Kıymaksa cana daha evvelden çözüm
İlk hançeri sen sapla ey iki gözüm...

Sefa Alemdaroğulları 26/06/2010 01:20

Aşk ile Güneşe Seyahat


Aşk güneşe seyahattir.

Henüz yolun başındayken dönen çoktur bu seyahatten.Kimileri ise gökyüzünü bilmezler. Bazıları uzayda boğulur kalır. Bir kısmı ise yanınca aşka vardığını sanır.

Güneşi keşfederken de yanılır insan. Kimi sıcakla keşfeder, kimi ise ışıkla. Bazıları ise gölgesinde bulur onu.

Aşk güneşe seyahattir.

Aşık ne sıcağı bilir, ne ışığı, ne de gölgeyi. Aşık başını kaldırıp gökyüzüne bakar ve onu görür, tanır, anlar. Sonra güneşe doğru uçmaya başlar, ışığa uçan ipek böcekleri gibi. Diğerleri gibi ısındıkça korkmaz, vazgeçmez, yılmaz. Hareketi sürekli güneşe doğrudur. Yüzünü başka yöne çevirmez, o yüzden boğulmaz. Yükseldikçe Dünya'nın "çekim gücü" azalır ya, aşık daha hızlı yol almaya başlar. Güneşe yaklaştıkça bedeni yanar, ama diğerleri gibi "Ben yandım.", "Ben piştim." demez. Çünkü, seyahati bedenini değil, ruhunu pişirmek içindir. Ruhu pişirmek de ancak vuslat ile olur.

Yol o kadar uzun, güneş o kadar yakıcıdır ki, ancak bedeni yandıktan çok sonra, aşık güneşe varır. İşte bu yüzden, maşuğun cemalini güneşte yanan gözlerle görmek mümkün değildir. Gönül gözü ile görülür maşuk.

Aşk güneşe seyahattir. Güneşe varmaktır.

Sefa Alemdaroğulları 26/10/2010 22:40

Gönülden Mülahazalar


Mehtapta sallanan ayyaş kayıkçı
Şişeden sıvışan şarap damlası
Sallandıkça gülümseten karanlık
Ve bir hayal belli belirsiz
Mehtap.

Sümeyralar güllerin dibinde yetim
Boynu bükük bülbül ve göz yaşları
Son nefesini verirken de aynı acı
Önceki ile birebir ölüm sancısı
Sümeyra.

Muştudur yalnızlığa gönülde batan güneş
Izdırap değirmeni ve öğütülen ruh
Enenin imdat diyen yakarışları
Sonunda sensizlik, belki bensizlik
Muştu.

Allah için sevmek bir ömür boyu
Sadakatin berrak ve keskin kokusu
Varlıkta amansız iffet olgusu
Güneş ve yansıtan bir cam parçası
Allah.

Sefa Alemdaroğulları 14/12/2011 03:41

Nihan Sevmek


Ol derdimi derde çaldım, gül tenime yara yardı.
Ol gönlümü yere çaldım, nihan çünkü akçe vardı.

Sefa Alemdaroğulları 21/12/2010 01:02

İnci


İncindim.
Ne yok oldum, ne yandım.
Sadece incindim.

İncimdin.
Ne gök oldun, ne yerdin.
Sadece incimdin.

Musallat oldum gönlüne,
Ne vardım, ne yoktum.
Top oynuyordum,
"İn-Cin"dim.

Sefa Alemdaroğulları 28/12/2010 Salı 02:56

Gönül Gözü


Ne seven bulunur, ne sevilen var,
Herkese dünyalık güzellikler yar.
Ağla berduş misal gez diyar diyar,
Cennetten haberi alanlar ağlar.
Bilemez mümini, anlamaz ağyar,
Gönül dilinden ancak sevenler anlar...

Sefa Alemdaroğulları 11/01/2011 04:28

Neşe


Canan canı çalsa her dem nara
Açamaz gönlünde aşka yara
Bir damla ayrılık koysa ateşe
Pür nur ile yok olur pür neşe

Sefa Alemdaroğulları 13/02/2011 17:00