En son zihni bozukluklardan bahsetmiştik. "Kankalık müessesesine tabi olan, bunu olağan gören insanların zihni bozuklukları nelerdir?" sorusuyla konuyu bağlayalım, sonrasında da bu ilişki çeşidinin sonuçlarını ele alarak serüvenimizi bir sonucun limanına park edelim.
Kankalık müessesesinde zihni problemler ilk bakışta kişisel dilemmalardır. Ancak bundan daha derin, daha kişiye odaklı problemler de olabilir. Bakalım, hangileri kalemimize takılacak...
Öncelikle aklıma gelen, bir bayanın erkek kanka ile münasebetindeki dilemmalarıdır. Soruyoruz erkek kankası olan bir bayana: Neden erkek kanka ihtiyacı hissettiniz?
Tepki veriyor: Ne alaka ya, ben kankalarımda cinsiyet ayrımı yapmıyorum. Erkek de olur, kadın da. Yeter ki, insan olsun.
Bu söz kişiyi alır, cehennemin dibine kadar götürür. Hakikatı olmayan bir anlayış. Bir sosyal kabullenme. Evet, zira Allah ayetiyle setr ediyor kadını ve erkeği. Ayrıca insan olsun demek de ne? Hepsi insan zaten.
Tepki veriyor: Bu devirde biraz sosyal olmak lazım. Diyalog şart. Cinsiyet ayrımı yaparsak, onlara ulaşma imkanımız varken uzaklaşmış oluruz.
Al bir küfür daha. Bir insana dinini anlatmak için onunla kanka olmana gerek yok ki. Dinlemiyorsa nasipsizdir zaten. İffetinden ödün vermenin anlamı ne? Evet, kankalık iffetten ödün vermektir.
Tepki veriyor: Ben gitmiyorum ki, onlar geliyor, hayatıma giriyor, ben de kovamıyorum.
"Bu da bir nevi namuslu serserilik" diyor şair, Agora Meyhanesi şiirinde. Evet, namuslu serseriliktir mezhebi genişler için bu. Çünkü, onların namus anlayışı iç çamaşırında başlar. Ancak, hakiki iman ehli yanına yaklaşma cesareti bile bırakmaz bu niyetlerde. Duruşu keskin bir kılıç gibi tehditkardır.
O kişiye sadece iman ehli yaklaşabilir. İman ehlinin sohbetinin konusu sadece Allah'tır. Hakikatın dışında, fuzuli sohbeti gereksiz bulurlar. Buradan anlaşılır halleri. Allah'ın konuşulduğu ilim dergahında kadının da yer edinme hakkı olduğunu peygamber efendimiz zamanından uygulamalı olarak biliyoruz. Öyleyse, bir kadın bir erkekle diyaloğu sadece öyle bir mecliste, belli bir ciddiyet ve edeb çerçevesinde sergileyebilir. Geriye kalan bütün yaklaşımlar, münafıklık kırıntıları, parçacıkları, kütleleridir.
Bir başka dilemma ise, erkekle çıkmayı reddeden bir kızın erkek kankalar edinmesidir. Erkekle çıkmayı neden reddeder, iffeti için. Hayır, kariyeri için. Hayır, özgürlüğü için. Hayır, ailesi için. Hayır, inanmadığı için. Tek tek bakalım, hepsinde bir dilemma göreceğiz. İffeti içinse, erkek kankaları gay mi? Kariyeri içinse, kankasına zaman ayırdığında da aynı riski göze almış olmaz mı? Özgürlüğü içinse, İmanda özgürlük itaattedir, başıboşlukta değil ki. Ailesi içinse, kankalık muhabbetinde de aynısı geçerli değil midir? Hangi aile kızının erkek kankasından şüphe etmez? Kendisine dürüst davrananların ilgilerini ifade etmelerine tepki olarak onları reddeden, ilgisini saklayan kankalarının namertliğine yol vermiş ve böylece dürüstü kendinden uzaklaştırarak, namerti hayatına sokmuş olmaz mı? Bu ne kötü bir seçimdir...
Aynı olasılıkları, noktası, virgülüne varana dek erkek için de söyleyebiliriz.
Sonuçlara geldik nihayet. Evet, kankalık çok ucuz gibi görünen, ama çok pahalı bir hatadır insan hayatında. ilk olarak şunu belirtmeliyim ki, bir insanın iman ve ibadetten sonra gelen en büyük noksanlığı budur, hayasızlık. Evet, bu hayasızlıktır. İnsan karşı cinsten kanka yaptığı zaman, kendini onun kardeşi görmek ister. Başarması için de, hassasiyetlerini, duygularını, melekelerini bastırması gerekir. Bu da ona verilmiş melekelere karşı bir zulümdür. Zira, insana verilen bütün melekeler doğru yönlendirildiğinde, insanı kemale eriştirir. Örneğin, korkacaksan Allah'tan kork, toplumdan değil. Seveceksen yaratıcına güzel geleni sev, nefsine güzel geleni değil. Yanında olacaksan bir erkeğin, bu mahremin olsun, mahremleştirdiğin değil.
Öte yandan, insanın melekelerini söndürmesinden başka, kankalık müessesesinin en önemli zararlarından biri de, kişinin zihinsel fonksiyonlarının anormalleşmesidir. Yani anormal zihin algılamaları sebebiyle edinilen kankalık bağları, ayrıca sonuç olarak da, anormal algılar oluşturur insan zihninde. Bu algı bozuklukları, temel olarak doğruyu yanlıştan ayırma noktasında açığa çıkar. Çünkü, insan duygusal paylaşımda bulunmak durumunda olduğu karşı cinsle böyle bir münasebetle, kendini ona karşı sorumlu hisseder. Yanlışının farkında olması bile bu durumu engelleyemez. Yani insan kanka olmaya karşı olsa bile, arkadaşlık bağlarında kankalığa benzer etkileşimler görülür. Ve duyguların aklın gözünü alan parlak ışıklar gibidir. "Aşkın gözü kördür." sözünün özü de buradan kaynaklanır.
Evet, konuyu tuhaftan aldık, tuhaf kankalık ilişkilerinin derinliğine bakarak, tuhaflığı idrak etmeye çalıştık. Benden bu kadar. 3 yazıyı da eksiksiz okuduysanız, sizi takdir ediyorum. Bu kadar özürlü ve uzun bir yazıyı bile okutabilen sabrınıza hayran kaldım. Sizin benim için çok değerli yorumlarınızı da, bu blogtan esirgemeyeceğinize eminim. Özellikle, İslam'la çelişen bir nokta gördüyseniz, Allah rızası için yorum yapmaktan kaçınmayın ki, ilelebet cehenneme düçar olmayayım.
Allah yar ve yardımcımız olsun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder